+447490168688
emremineoglu@gmail.com

Uzaktan Çalışmanın Altın Kuralları

Director - Producer

Uzaktan Çalışmanın Altın Kuralları

Corona günler başlamadan önce benim de dahil olun büyük bir çoğunluk evden çalışmanın hayaliyle yanıp tutuşuyordu. Çalıştığımız firmada uzaktan çalışma politikası yoksa ne siz ne de firmanız bu yeni normale hazır değildiniz muhtemelen. İlk başlarda şöyle düşündüğünüz tahmin ediyorum: Oh ne güzel trafik çekmeyeceğim! Birazcık da geç kalkarım! Pijamalarımla tüm gün bilgisayar başında otururum! Hatta arada bir uzanırım! Oh mis! diye düşündünüz değil mi? Siz bu videomu izlediğinizde muhtemelen eski çalışma yöntemlerine dönülmüş ve her yer açılmış olabilir. Ancak işyerleri tamamı ile açılana kadar evlere mahkumuz. Belki bazı firmalar çoktan bu yeni normali alıştılar ve uzaktan çalışma politikaları belirlemeye başladılar bile. Pek çok tartışma platformunda da önümüzdeki çalışma politikaların bu şekilde olacağı kabul edilmeye başlandı bile. İzlediğim YouTube videosunda katıldığımızı zoom toplantılarında veya internete yüklenen Zoom toplantılarında görüyorum ki yeni çalışma şeklimiz uzaktan çalışma olacaktır. Dünya bunu tartışıyor dursun sizin muhtemelen çalışma ortamınız çoktan kendini çaylı bisküvili Netflix partilerine çevirmiş olmalı. Bir yerde hata yapıyorsunuz ama nerede? Şimdi pijamalarınızı çıkarın, çaylarınızı hemen aldığınız yere koyun, koltuklarınız dik, güneşlikleriniz açık, kemerleriniz bağlı beni dinleyin. İşte uzaktan çalışmanın altın kuralları!

Öncelikle şunu söyleyeyim anlatacağım kurallar kişiden kişiye göre farklılıklar gösterecektir. Belki siz çoktan kendi yönteminizi kendi tarzınızı buldunuz ancak kurallar koymak çok önemli. Bu kuralları deneye yanıla kendi çalışma yönteminizi bulmanız gerekir. Çünkü aranızda bekarlar, evliler, çocuklular ve hatta çalışıp kendi ailesiyle beraber yaşayanlar olabilir. Dolayısıyla çevre etmenler bulacağınız tarz konusunda farklılıklar gösterecektir. Hazırsanız başlayalım! 

Çalışma alanınızı belirleyin! Çalışacağınız yer illa tamamen size ait olan kapısı olan kilitleyip izole olabileceğiniz bir oda olmak zorunda değil. Sizi zihinsel olarak çalışmaya hazırlasın yeter. Oturma odanızın köşesinde bir masa, mutfak masasında bir köşe ya da balkonda bir sedir. Elbette salondaki koltuğu da deneyebilirsiniz ancak bu uygulaması en zor olan yöntemlerden bir tanesi. Sonuç itibariyle kendinize ait bir çalışma odası en yararlısı olacaktır. Bu video için araştırma yaparken Okan Bayülgen’in programında bilge köşesinde oturup bize dünya görgüsüyle aydınlatan Hakkı Devrim’in söyledikleri aklıma geldi. Okan Bayülgen’in kendisine mutlu evliliğin sırlarını sorduğu bölümde kaynak olarak tam videoyu bulamazsan bile aklımda kalanlar şöyleydi: ‘Ben kendi odamda çalışırım. Eşim çalıştığımı bilir hiçbir zaman beni rahatsız etmezdi. Ben yine de kapımı hep aralık bırakırım. O da azami dikkati gösterir’ demişti. Alın size uzaktan çalışma videosu içerisinde gizlenmiş ufacık bir mutlu evlilik diyorsun. Hadi yine iyisiniz. 

Çalışmadığınız saatler dahil gününüzü planlayın. Hatırlayacaksınız önceki videolarımda’Ünlü bilim insanları ve sanatçıların günlük alışkanlıklarından bahsetmiştim. Günlük alışkanlık edinmek en zor yöntemlerden bir tanesi. Çevrenizde aklınızı dağıtacak pek çok sebep olacaktır. Özellikle iş arkadaşlarınızın ve  patronunuzun size 7/24 ulaşabildiği teknolojilerin bu noktaya gelmesi ile çevremde 7/24 çalışan arkadaşlar biliyorum. Her gün aynı saatte çalışmayı deneyin. Kahvaltıları ve öğle yemeklerinizi günün aynı saatinde yapın. Özellikle masanızda yemek yememeye özen göstermelisiniz. Maalesef pek çok iş yerinde öğle yemekleri bilgisayar başında yenilmekte. Bundan kaçının. Gün içerisinde bir kere bile olsa dışarı çıkmaya çalışın. Kısa bir yürüyüş yapın. Evden çalışmak bizi dış dünyadan tamamı ile izole ediyor maalesef. O yüzden gün içerisinde iş arkadaşlarınızla mesajlaşmaya özen gösterin. Zoom toplantılarına katılım, WhatsApp grubuna arada bir ‘Günaydın’, ‘İyi çalışmalar’ mesajları gönderin. Gerçi günümüzde fark ediyorum ki hepimiz bu zoom toplantılarına, mesajlara fazlasıyla maruz kalıyoruz ancak izole olmamak için İletişimi koparmayın. Son olarak ve sanırım en zoru da her gün aynı saatte çalışmayı bırakın. Elbetteki yetiştirmeye çalıştığımız son dakika projeleri olacaktır ancak unutmayın iş haricinde sizin de bir hayatımız var. Çalışmayı bıraktığınızda gerçekten çalışmayı bırakın. Varsın olsun emaillerine gece 10 buçukta değil de sabah 10 da cevap alsınlar. Hayırın gücünü kullanın. 

Giyinin! Böyle söyleyince de garip oldu tabi ama kastım şu: pijamalarınızla ya da eşofmanlarınızla çalıştığınız masanın başına oturmayın. Bir tişört, bir ayakkabı giymek aslında sizi çok rahatlatacaktır. Kot pantolon da giyerseniz veya kullandığınız bir kumaş pantolon ya da işe giydiğiniz ettiğiniz de sizi normal yatak rutininizden çıkartıp çalışma hissi getirecektir. İşin aslı kişisel olarak üzerimde ne olduğu beni çalışma konusunda motive etmedi ancak deneyeceğim bu yöntemi ve kendi tecrübelerim de ilerleyen zamanlarda bu videonun altında paylaşacağım. Belki de paylaşmam bilmiyorum. 

 

Bedeninize önem verin! Çalıştığınız masayı ve sandalyeye önemseyin. Uzun saatler masa başında çalışmak sırt ve boyun ağrılanına neler olduğu açıklanıyor. Öyle değil, öyle değil! On

Uzun saatler masa başında çalışmak sırt ve boyun ağrılarının neden olduğu aşikar. Uzun saatler masa başında çalışmanın sırt ve boyun ağrılarına… Uzun saatler masa başında çalışmanın Sırt ve boyun ağrılarına neden olduğu aşikar.Kendimden biliyorum çok sıkıntı verebiliyor gerçekten. O yüzden parasını çok önemsemeden rahat bir koltuk satın almak önemli bana kalırsa. Ayrıca farklı çalışma mobilyaları da sıkıntılarınızı çözebilir. Ayaklarınızı dinlendiren masa altı paspasları ya da ayakta çalışmanızı sağlayan hareketli sistemler vücut ağrılarınızı azaltacaktır. Çalıştığınız ortamın iyi aydınlanmış olmasından da emin olun. Ne çok aydınlık ne de çok karanlık olsun. Gözlerinizi yormadan çalışmak önemli. Örneğin Amerikan göz doktorları akademisinin önerdiği 20-20-20 kuralını uygulayarak gözlerinizi daha az yorabilirsiniz. Bu kurala göre her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca gözlerinizi bilgisayarınızdan uzaklaştırıp sizden 20 feet yani 6 metre uzakta bir noktaya odaklanmanız tavsiye ediliyor. Bu uzunluk birimlerinin farklılığından dolayı bizde belki 20-20-6 kuralı denebilir ama böyle deyince de akıl da kalmayacak. Siz yine de 20-20-20 kuralı deyin. Her 20 dakikada bir gözlerinizi 20 saniye dinlendirin.

Çocuk yapmayın! Yok şaka. Çevrenize kurallar getirin. Özellikle çocuklu ailelerde evden çalışma sıkıntılarının farklı noktalarda olduğunu kestirmek çok zor değil. O yüzden bu konuda çok fazla ahkam kesemeyeceğim ancak bulduğum kaynaklar evde kurallar getirmenin çok önemli olduğunu belirtiyor. Bazı öneriler bana birazcık abartı geldi işini aslı. Mesela bir öneride çalıştığınız ortamın dış mekanına ışıklar asın, kırmızı, sarı ve yeşil renklerde. Rahatsız edilmek istemediğinizde kırmızı ışığı yakmalısınız, sarı ışık evet gelip konuşabilirsiniz ama önden sormanız gerekir, yeşil ışık ise malum. Bana kalırsa bu kadar teferruata gerek yok. Çevrenize çalıştığınızı ve rahatsız edilmek istemediniz söyleyin. Çocuklarınıza da bunu tembih edin. Sizi rahatsız etmeyeceklerdir diye ümit ediyorum. iletişim herşeyin anahtarı. Eğer size ait bir çalışma odası yoksa ses geçirmeyen kulaklıklar  da daha rahat konsantre olmanızı sağlayacaktır. Size başka bir tavsiyem çevrenize evden çalışıyor diye her dakika her yere gidebilen insan profili çizmemeniz. Aksi halde kendinizi komşunuzun kedisini beslerken ya da dayınızı hastaneye götürürken bulabilirsiniz. ‘Zabaha kadar burdayım bugün’ 

Doğru araçları edinin! Ayakta çalışmanın vücut ağrılarına iyi geldiğini belirtmiştim daha önceki bölümde. Bunun yanı sıra verimliliğinizi de arttırdığını kanıtlayan çalışmalar son yıllarda ard arda gelmeye başladı. British Medical Journal, İngiliz Medikal dergisinin çalışmasına göre ayakta çalışmak verimliliğinizi önemli ölçüde artırıyor. Leicester Üniversitesi’nin yürüttüğü bu çalışmaya katılanların %43’ü bir yıl sonra performanslarının arttığını belirtmişler. Ayrıca İngiltere’de 146 Hastane çalışanı üzerinde gerçekleştirilen devam çalışmasında ise 69 çalışandan oluşan kontrol grubu normal çalışma rutinlerine devam ettirilirken geri kalan 77 kişilik müdahale grubuna yüksekliği ayarlanabilen masalar verilmiş. Bu Masalar isterseniz oturma isterseniz ayakta durma boyunuza göre yükseklikleri ayarlanabilen masalar. Bir yılın sonunda 77 kişilik grubun günlük oturma saatlerinin günde 1 saat kadar azaldığı gözlemlenmiş. Ayrıca size bir altın tavsiye. Uzmanların söylediğine göre ayakta çalışmak da erken yaşlanmanın panzehiri. Buna ek olarak Uluslararası bir çalışma ayakta çalışmanın günde 54 kalori yakmanıza yardımcı olduğunu ortaya koymuş. Bu rakam yılda yaklaşık 3-3.5 kilo kaybetmenizi de sağlar. Kısaca sadece verimli çalışmak için değil daha sağlıklı bir beden için de ayakta çalışmayı denemelisiniz. Ayakta çalışmanıza yardımcı olacak masaların haricinde işinizi daha akıcı ve verimli yapmanız sağlayabilecek her araç mübahtır! Ne demekse?! Ayakta çalışmanıza yardımcı olacak masaların haricinde işinizi daha akıcı ve zorlanmadan yapabileceğiniz her araç verimliliğinizi arttıracaktır. Mesela daha ergonomik bir klavye, güzel yazan bir kalem ya da bir mantar pano alarak yapılacaklar listenizi gözünüzün yakınında bir yere asabilirsiniz. Bu da bizi bir sonraki maddeye getiriyor.

Yapılacaklar listesi yapın! Günde bir ya da iki tane işiniz olduğunda bunun takibini yapmak oldukça kolay olsa gerek. Ancak kısa, orta, uzun vadeli 7-8 ayrı işiniz olduğunda ne yapıyorsunuz? Çoğunuzun aklında bu listeler devamlı olarak dönüyordur benim gibi. Bir işi tamamladığınızda bile içinizde tamamlanmamış hissi oluyor değil mi? İşte benim uyguladığım harika bir yöntem. Bir mantar pano üzerine astığım yapılacaklar listesi. Panonuzu 3 kolona ayırın. Birincisi yapılacaklar listesi, ikincisi üzerinde çalışılanlar, üçüncüsü de tamamlananlar listesi. Yapacağınız işleri postitlere yazın ve o kolonda hangi noktada insanız ilgili postiti o kolona yapıştırın. Her tamamladığınız işi en sağdaki tamamlanmış işler kolonuna eklediğinizde üzerinizden büyük bir yük kalktığını göreceksiniz. Aslında işlerinizi eskiden de aynı sıra ve önemde yapıyor olsanız bile bu sefer görsel olarak gözünüzün önünde tamamlanan işleri alt alta koyduğunuzda başarma hissiniz gelecek ve bir sonraki işe daha rahatlamış ve odaklanmış olarak başlayacaksınız. Ofislerde de çokça kullanılan bir yöntem bu. Çoğunuz biliyordur. Hatta yıllar öncesinde de sosyal medyada da paylaşmıştım bu yöntemi ve geek yani teknoloji ile haşır neşir olan bir arkadaşım ‘Bu yöntemlere ne gerek var yahu. Bir sürü süreç yönetimi yazılımı var. Niye onları kullanmıyorsun?’ demişti. Biliyorum birçok süreç yönetim uygulaması ve yazılım var piyasada. Fiziksel olarak görselleştirmek her zaman tamamlanma hissinizi daha çok tatmin edecektir. Emin olun. 

Uzaktan çalışırken daha verimli olmanız için önereceklerim bu kadar. Videomun başında belirttiğim gibi deneme yanılma yaparak da kendi tarzınızı bulacaksınız. Uzaktan çalışmanın daha yaygın bir kültürlü olması temennisiyle daha az çalışarak daha verimli olduğunuz ve hayatı kaçırmadığınız bir gelecek dilerim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *