+447490168688
emremineoglu@gmail.com

Ünlü Bilim İnsanları ve Sanatçıların Günlük Alışkanlıkları

Director - Producer

Ünlü Bilim İnsanları ve Sanatçıların Günlük Alışkanlıkları

Bu videoyu çektiğimiz tarih 10 Mayıs 2020. Corona virüs salgını vurduktan sonra hepimiz evden çalışmaya başladık ve evden çalışmak aslında ilk başlarda hepimizin çok hoşuna gitti belki çocuğumuzla daha fazla zaman geçirdik belki kedimizle daha fazla zaman geçirdik belki eşimizle, sevgilimize hayat arkadaşımızla daha çok zaman geçiriyoruz. Ama gün geçtikçe normal günlük alışkanlıklarımızı yapmak konusunda sıkıntılar yaşamaya başladınız değil mi? Bu hepimizin başına gelen çok ortak bir problem internette pandemi travması olarak araştırırsanız bu konunun genel bir sıkıntı olduğunu ve hepimizin bu tramvayı yaşadığını görebilirsiniz. Sizler de gün geçtikçe verimliliğinizi azaldığını fark ettiniz mi? Başlarda gündelik çalışmalarım gayet ve akıcı bir şekilde devam ederken gün geçtikçe daha az çalışmak istediğinizi, geceleri daha zor uyuduğunuzu, sabahları daha zor kalktığını fark ettiniz değil mi? Motivasyonunuz da düşmüştür diye. Çünkü bu çok kişinin başında olan bir problem. Şimdi sizlere bu karanlık zinciri belki kırmanıza yardımcı olacak, size ilham vereceğini düşündüğüm birkaç bilim insanı ve sanatçının günlük ritüellerini anlatmak istiyorum.

Tekrar etmek size sıkıcı geliyor mu? Her gün aynı şeyi tekrar tekrar yapmak? Mesela düşünün bir noterde katipsiniz ve her gün yüzlerce evraka damga basmak zorundasınız Size şimdi bir tane video göstereceğim Bakın bu katibe hanım işini nasıl keyifli bir hale getirmiş 

Bu videoyu konu hakkında araştırma yaparken hatırladım. Birkaç yıllık eski bir video olsa bile konu ile ilgili olduğunu düşündüğüm için buraya koyuyorum. Ritüel günlük alışkanlıklar demek. Aslında hepimiz için çok güçlü bir kelime. Biz bunun gücünün çoğu kere farkında değiliz. Her gün aynı şeyi tekrar tekrar yapıyor olmak hepimize çok ciddi bir alışkanlık bir disiplin getiriyor.

Sizlere birinci bahsetmek istediğim pek çoğunuzun eminim ki çok da sevdiği değerli yönetmen David Lynch. David Lynch gerçekten çok takıntılı bir insanmış. Aslında bu anlatacağım tüm insanlar çok takıntılı insanlar. David Lynch’in özellikle hayatında bahsedilen 7 yıllık bir süreç var. O 7 yıl boyunca her gün tam saat 2,5ta aynı restorana gidip öğlen yemeğini yermiş ve öğlen yemeklerinden sonra yaklaşık 4 ila 7 kahve içermiş. ve bol çikolatalı bir milkshake içermiş. Ancak şöyle bir farklılık var. İçtiği kahvelerin içerisine öyle 3-5 tane değil tam bardağın yarısını dolduracak kadar şeker koyarmış ve şekerin tavan yaptığı sırada en yaratıcı fikirlerin ortaya çıktığını söylermiş. Görünen o ki aslında şekerinin en yüksek olduğu zaman değil, şekerden zehirlendiği  zamanda bu filmlerin en yaratıcı fikirleri ortaya çıkmış. Ben şahsen David Lynch filimleri konusunda çok emin değilim ancak linç yemek için çok da fazla detaya girmek istemiyorum. Normal kilodaki bir yetişkinin günlük glikoz ihtiyacı yaklaşık 200 gram kadar ve beyin yaklaşık bunun üçte ikisine ihtiyaç duyar. 130 gramına kadar. Siz artık kahveye koyduğu yarım bardak şekerden ne kadar glikoz aldığını hesap edin.

Yaşadığımız dönemin en önemli romancılarından bir tanesi benim için de ismini söylemesi oldukça zor Haruki Murakami. Murakami 1949 yılında Japonya’da doğmuş kendisi bir Japon ve tam bir ritüel insanı haliyle Ülkemizde imkansızın şarkısı ile epey beğeni toplamıştı hatırlayacağınız üzere. Murakami’nin roman yazdığı dönemdeki alışkanlıkları ise şu şekildeymiş: Her sabah 4’de kalkıp tam 5/6 saat boyunca hiçbir şey yapmadan yazı yazarmış. Yazı yazma işini bitirdikten sonra günlük işlerine döner, uzun yürüyüşler yapar, yüzmeye gider, akşam yemeğini yer, dokuza yatarmış. Oldukça sıkıcı bir rutin gibi geliyor değil mi? Ancak kendisi bunun farkında ve özellikle Tokyo’nun dışında taşrada yaşadığı için hiçbir sosyal hayatı olmamasından dolayı hiç şikayet etmezmiş. Aksine zamanın her şeyi yetişmek için yeterli olmadığının farkındaymış. Şöyle diyor: ‘Her yeni kitabım öncekinden iyi olduğu sürece ne tür bir yaşam biçimi benimsersem benimseyeyim okurlarım bunu kabul edecektir Bir romancı olarak benim görevim ve en önemli önceliğin bu değil mi?‘ İşini her türlü güçlüğüne rağmen sevmek sanırım böyle bir şey olsa gerek. Murakami bunun en güzel örneklerinden bir tanesi.

Sıradaki sanatçımız dahi müzisyen, besteci, piyanist Beethoven. Eminim Beethoven’ın günlük alışkanlıkları beni gülümsettiği kadar sizi de gülümsetecektir. Beethoven da erken kalkanlardan. Sabah çok erken kalkıp sadece kahve içermiş. Bu anlatacağım günlük alışkanlığı ne kadar takıntılı olduğunu anlamanız için yeterli olacaktır. Bir bardak kahveye girecek çekirdekleri tek tek sayarmış ve her fincan başına 60 çekirdek gelecek şekilde ayarlanmış. 61 – 59 değil. 60! Dikkatinizi çekerim. Kahvesinden sonra piyanosunun başına geçip saat 2 ile 3 a kadar kesintisiz olarak çalışıyormuş. Öğle yemeğini yedikten sonra cebine bir not defteri alır ve uzun yürüyüşlere çıkarmış. Uzun yürüyüşleri kendisi için bir meditasyon işlevi görür ve bu yürüyüşlerinin sonunda önemli fikirlerle evine geri dönermiş. Bu uzun yürüyüşlerden sonra akşam yemeğinde arkadaşları ile beraber sosyalleşir ve mutlaka şarap içermiş. Ha bir de Beethoven’ın en önemli takıntısı banyo alışkanlığı. Banyo yaparken özellikle bağıra bağıra şarkılar söyler suları etrafa saçarmış ve bu konuda nedense alay konusu olurmuş. Ben de bilmiyorum neden alay konusu olduğunu. Bulduğum metin öyle diyordu. Banyo takıntısı derken sadece şarkı söyleyip etrafa suları saçması değil buradaki sıkıntı. Sık sık ara verip banyo yaparmış gün içerisinde. Yani günün belli saatinde değil, aklına estiği zaman banyo yaparmış bol bol.

Picasso! Hepinizin çok sevdiğin ünlü ressam Picasso. Picasso da geç yatıp geç kalkan bir hayat döngüsüne sahipti. Genelde öğleden sonra 2 gibi kalkıp direk stüdyosına gidermiş kimseyi görmeden ve yaklaşık 5-6 saat boyunca kesintisiz olarak tuvalinin önünde çalışıyormuş. Kendisinin yorulup yorulmadığını soranlara Picasso hiçbir zaman bitkinlik hissetmediğini söylermiş. Eve döndüğünde hayat arkadaşı Fernande’nin hazırladığı yemekleri yer ve yemekte kimsenin kendisiyle konuşmasını istemezmiş. Bu durumu bilen sevgilisi ve arkadaşları sessize yemeklerini yer sonra dağılırlarmış. Sosyalleşmesini yemekten sonraya bırakılmıştır Ayrıca pazar günleri de kız arkadaşıyla beraber davetler verip arkadaşları ile sosyalleşirmiş.

…ve gelelim psikanilizin kurucusu Freud’e. Freud’e göre çalışmadan geçen hayat boş bir hayattır. Freud tam bir her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır örneği. Çünkü karısı Martha tüm gününü detaylıca planlarmış onun için. Martha Freud’u her sabah yedide uyandır kahvaltıdan sonra berbere sakallarını düzelttirimiş. 8’den öğlen 12’ye kadar hastalarını kabul edermiş ve saat 1’de öğlen yemeğini yediği sırada hiçbir şekilde konuşulması istemezmiş. Yemekten sonra Viyana caddelerinde tempolu bir yürüyüşe çıkar purosunu satın alır ve mutlaka matbaasına uğrarmış. Puroları Freud’un en yakın arkadaşlarıymış. Çünkü yaşlılığında bile doktorlara kulak asmadan günde tam 20 adet puro içermiş. Öğleden sonra 3’te işinin başına döner ve akşam yemeğine kadar yoğun olarak çalışırmış. Akşam yemeğinden sonra ailesiyle birazcık zaman geçirip daha sonra tekrar çalışmasına dönermiş ve gece en erken saat 1’de yatarmış. Bu geçen zaman zarfında kitapları üzerinde çalışır psikanaliz dergilerine yazılar yazarmış.

Gelelim benim de en favori yönetmenlerinden olan Woody Allen’a. Woody Allen filmlerinden aşinasınızdır oldukça nevrotik ve takıntılı insan karakterleri çizmekte ve kendisi de kusursuz bir film senaryosu yazmak için takıntılı düşünmenin gerekli olduğunu düşünüyor. Ya! Hiç düşünmediniz değil mi? Ben de düşünmemiştim. Özellikle yaratıcı fikirleri tıkandığında uyguladığı metod çalıştığı mekanı değiştirmekmiş. Tebdili mekanda ferahlık vardır diyerek masasından kalkar bir üst kata çıkar, bir alt katta çalışmaya çalışır, terasında volta atar ve duşun altında saatlerce beklermiş. Özellikle soğuk havalarda dışarıda bekler biraz üşüdükten sonra kaynar suyun altında 45 dakika 1 saat kadar beklermiş en yaratıcı fikirleri bu sırada çıkıyormuş dediğine göre.

Gördüğünüz gibi herkesin bir ritüeli, günlük çalışma şekli bir alışkanlığı var. Peki sizin verimliliğinizi arttırmak adına uyguladığınız ritüeller neler? Yorumlar kısmında kendi verimliliğinizi arttırmak için uyguladığınız yöntemleri bizimle paylaşınız ve belki siz de birilerine ilham olursunuz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *