+447490168688
emremineoglu@gmail.com

Netflix Film Önerisi | Kaçak Yolcu (Stowaway) | …ve Tramvay İkilemi

Storyteller

Netflix Film Önerisi | Kaçak Yolcu (Stowaway) | …ve Tramvay İkilemi

Bir kaptan, bir bilim adamı, bir doktor ve kazara uzay roketinin panellerine sıkışmış ve kendini uzayda bulmuş genç bir mühendis. Durun! Hemen ne kadar saçma demeyin. Filmin garip gelen başka tarafları da var ama konumuz bu değil. Kalkıştan birkaç gün sonra 3 kişilik mürettebatın kaptanı panellerin arasına sıkışmış genç mühendisi yaralı bir şekilde kurtarır. Fakat bu kurtarma sırasında paneller zarar görür ve gemi oksijen kaybetmeye başlar. Bu görev 2 yıllık bir yolculuktur ve zaten 2 kişi için tasarlanmış araca eklemeler yapılmış, 3 kişiye uygun hale getirilmiştir ancak bir anda kendilerini oksijeni azalmakta olan, 2 kişi için tasarlanmış gemide 4 kişi olarak buluverirmişlerdir. Oldukça karmaşık bir durum değil mi?

Stowaway, Türkçe ismiyle Kaçak Yolcu, bu video yayınlanmadan birkaç hafta önce Netflixte yayına girdi. IMDB’de çok gözde olmasa bile kendime ben olsaydım bu durumda ne yapardım diye sormadan edemedim. Aklıma 1967 yılında filozof Philippa Foot tarafından geliştirilip ve 1985’te yine bir filozof olan Jarvis Thomson tarafından uyarlanan Tramvay ikilemi düşünce deneyi geldi. Bu deneyi sizinle kanalın topluluk sayfasında da paylaştım. Sonuçlarına videonun sonunda göz atacağız.

Şimdi, Bir tramvay rayının yanında durduğunuzu hayal edin. Uzakta, kontrolden çıkmış bir tramvayın, onun gelişini duymayan beş işçiye doğru hızla geldiğini görüyorsunuz. İşçiler tramvayı görse bile, raydan zamanında ayrılamayacaklar. Sizin önünüzde bir kol vardır. Eğer kolu çekerseniz, tramvayın beş masum işçinin bulunduğu raylardan ikinci bir ray takımına yönleneceğini anlıyorsunuz. Ancak, yan taraftaki bu rayın aşağısında, iş arkadaşları kadar habersiz, yalnız bir işçi bulunuyor. O halde kolu çekip, bir insanın ölümüne yol açar fakat beş kişiyi kurtarır mıydınız?
Şimdi bu ikilemin ikinci deneyine göz atalım. Tramvay raylarının üstündeki bir üst geçitte duruyor olduğunuzu hayal edin. Tramvayın, beş habersiz işçiye doğru kontrolden çıkmış şekilde savrulduğunu görebiliyorsunuz, fakat onu yönlendirecek bir kol bulunmuyor. Ancak, üst geçitte sizin yanınızda duran büyük bir kişi var. Bu cüssenin tramvayı durduracağından kuşkunuz yok. O halde, tramvayı durdurmak ve bu sayede diğer beş kişiyi kurtarmak için bu büyük cüsseli kişiyi raylara itip kurban eder misiniz?
Bu senaryonun sonucu, kolu çekip tramvayı diğer raya yönlendiren senaryo ile aynı: bir kişi ölüyor; beş kişi yaşıyor. Hemen bir düşünmenizi ve karar vermenizi istiyorum. İlk senaryoda kolu çeker miydiniz ya da ikinci senaryoda iri cüsseli kişiyi raylara iter miydiniz? İkisine de evet dediğinizde 1 kişi ölüyor, aksi halde yani hiçbir şey yapmazsanız 5 kişi ölüyor.
Yapılan bu düşünce deneyinde şu sonuç çıkmış: çoğu insan kaldıracı çekerken, çok az insanın cüsseli kişiyi üst geçitten atmayı uygun görüyor.
Thompson ve diğer düşünürler, tramvay ikileminde ayrıca korkutucu şekilde eğlenceli olan başka değişkenler de vermişlerdir. Bir doktor olduğunuzu ve yaşamak için hepsi de nakle ihtiyaç duyan beş hastanız olduğunu hayal edin. İki tanesinin birer akciğere, diğer iki tanesinin de bir böbreğe ve beşincisinin bir kalbe ihtiyacı var. Sonraki koğuşta başka bir kişinin bacağı kırılmış. Fakat kaynaşan kemikleri haricinde, mükemmel derecede sağlıklı.
Peki, sağlıklı hastayı öldürüp, diğer beş kişiyi kurtarmak için organlarını alır mısınız? Yine, bunun sonuçları da ilk ikilem ile aynı, fakat çoğu insan, sağlıklı hastayı öldürme fikrini kesinlikle reddediyor.

Eğer yukarıdaki bütün ikilemler aynı sonuca sahipse, fakat çoğu insan sadece kaldıracı çekmeye istekliyse ve cüsseli kişiyi aşağı atmaya veya sağlıklı hastayı öldürmeye istekli değilse, bu durum, ahlaki sezilerimizin her zaman güvenilir, mantıklı ve tutarlı olmadığı anlamına mı geliyor? Belki, ahlaki sezgilerimizi etkileyen sonuçların ötesinde başka etmen bulunuyordur?
Foot, burada öldürmek ve ölmesine izin vermek arasında bir ayrım bulunduğu iddia etmişti. Birinci durum etkin iken, ikinci durum pasiftir. İlk tramvay ikileminde, kaldıracı çeken kişi, beş işçinin hayatını kurtarıyor ve bir insanın ölmesine izin veriyor. Sonuçta, kaldıracı çekmek, yandaki rayda bulunan kişiye doğrudan zarar vermez. Fakat üst geçit senaryosunda, cüsseli kişiyi raya itmek, kasıtlı öldürme eylemidir. Bu bazen çift etki ilkesi olarak tanımlanır ve eğer eylem çok daha iyi bir şeye önayak olursa, dolaysız olarak zarar vermenin izin verilebilir olduğunu söyler. Yine de, daha iyi bir şeyin peşinde olunsa bile, doğrudan zarar vermek izin verilemezdir.
Thompson farklı bir yaklaşım sunmuştur. Sonuççuluk veya yararcılık gibi, sadece sonuçlarına dayalı olarak bir eylemin izin verilebilirliğini değerlendiren ahlaki kuramların, öldürmeye sebep olan bazı eylerim izin verilebilir iken neden diğerlerinin böyle olmadığını açıklayamadığını öne sürmüştür. Eğer herkesin eşit haklara sahip olduğunu göz önüne alırsak, o halde niyetimiz beş kişiyi kurtarmak olsa bile, bir kişiyi kurban etmekte yanlış bir şey yapıyor oluruz.

Sinirbilimciler tarafından yapılan araştırmalar, insanlar tramvay ikileminin ilk iki değişkenini düşündüğü zaman hangi beyin bölgelerinin etkin hale geldiğini araştırdı. İlk örneğin bizim mantıksal, akılcı zihnimizi etkin hale getirdiğini ve bu nedenle eğer kaldıracı çekmeye karar verdiysek, bunun sebebinin daha çok sayıda hayat kurtarmaya niyetlenmemiz olduğunu belirlediler. Ancak, kenarda duran kişiyi itmeyi düşündüğümüz zaman, duygusal mantığımız devreye giriyor ve bu yüzden beş kişiyi kurtarmak için bir kişiyi öldürmek konusunda farklı hissediyoruz. Bu aşamada duygularımız bizi doğru eyleme mi yönlendiriyor? Beş kişiyi kurtarmak için olsa bile, bir kişiyi kurban etmekten kaçınmalı mıyız?
Filmimize geri dönelim. Elbette geminin kaptanı son kararı alacak kişi ama ekibine da kulak vermeye çalışıyor. Gemide bulunan diğer iki kişiden ilki öncesinde 4 yıl boyunca yaptığı bir bilimsel çalışmasını sonlandırmak için bu yolculukta. Yani kısaca geminin yolculuğu da hesaba katıldığında hayatının 6 yılı ve insanlık için belki bir asrı değiştirecek bir bilimsel buluşun eşiğinde. İkinci kişi ise ömrünü insan hayatına adamış bir doktor. Bilim adamımız fazladan oksijen elde etmek için çalışmasında kullanması gereken bitkilerin önce yarısını sonra tamamını feda ediyor ama başarısız oluyor. Başından beri zaten kazara gemide olan genç mühendisin ölmesi gerektiğini söylüyor hatta durumu mühendisle paylaşıp öldürme seçimi kendisinin yapması için ona zehirli bir ilaç hazırlıyor. Bunu fark eden doktorumuz ise son ana kadar onu kurtarmak için uğraşacağını söyleyip mühendisin elinden zehri alıyor ancak tramvay ikilimine benzer bir durum, hatta biraz daha ileri bir versiyonu burada başlıyor. Geminin içinden elde edebilecekleri oksijen olasılıkları tükenmiş, geminin kaptanı mühendisi kurtarırken kolunu sakatlamış, bilim adamı başından beri sahte yerçekimine bir türlü uyum sağlayamamış, genç mühendisin uzayda yaşam için hiçbir eğitimi yok ve doktor ekibin sağlığı için çok önemlidir. Umutları olan oksijen geminin dışındaki iticilerde bir ihtimal kalmış olan oksijen tanklarında yer alıyordur ve ancak oraya geminin dışından uzay yürüyüşü yaparak gidilebilir. Şimdi sorum size şu, siz eğer geminin kaptanı olsanız merkez komutadan gelecek çözümleri beklerken hiçbir şey yapmayıp kendiniz dahil tüm ekibin hayatını riske mi atardınız? Yoksa mürettebatınızı sonucu büyük olaslılıkla yine ölümle sonlanan uzay yürüyüşüne mi gönderirdiniz? Cevabınızı yorumlar kısmına bekliyorum.

Tramvay ikilemi ya da filmde anlatılan oksijeni biten uzay gemisi ikilemi diyelim, bir eylemin sonuçlarını baştan sona düşünmemizi ve eylemin ahlaki değerinin, yalnızca sonuçları tarafından belirlenip belirlenmediğini dikkate almamızı sağlıyor. Ahlaki sezgilerimizi araştırmak için kayda değer derecede esnek bir araç olduğunu kanıtlamış bu düşünce deneyi ve savaş, işkence, insansız hava araçları, kürtaj ve ötanazi gibi diğer çeşitli durumlara uygulanmak üzere de uyarlanmıştır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *