+447490168688
emremineoglu@gmail.com

Hedeflerini Kimseye Söyleme

Storyteller

Hedeflerini Kimseye Söyleme

Bir şeyi olmadan söylemeyeyim yoksa nazar değer diye düşünmüşsündür eminim ancak işin gerçeği nazardan daha öte. En azından bilimsel araştırmalar bunu destekler nitelikte. Aslında hedeflerini söylememen gerektiğini tecrübeyle öğrenmiş olmalısın ama arkasındaki neden tamamen psikolojik. Ya tamam nazar da olabilir belki biraz.

Videoma hedeflerini paylaşma ve motivasyon üzerine en popüler araştırmayla başlayayım. 2009 senesinde Peter Gollwitzer ve çalışma arkadaşlarının yayınladıkları makalede hedeflerinizi paylaşmanın amaçlarınıza ulaşmadaki etkilerini ele almışlar.

Yapılan bu çalışmada hukuk öğrencilerine anketler dağıtılmış ve bu anketlerde eğitimlerini ne kadar ileri götüreceklerini anlamaya yönelik ölçümler yapmışlar. Kendilerini eğitimlerine adayacakları öngörülen öğrencileri 2 gruba ayırmışlar. İlk gruba cevaplarını teyit etmeleri istenmiş. Böylece o öğrenciler kendilerini eğitimlerine adayacaklarını ve iyi birer hukukçu olacaklarını onaylamışlar. İkinci gruba ise hiçbir şey sorulmamış ve cevap kağıtları doğrudan bir kutuya atılmış. Bu şekilde o öğrenciler cevaplarının isimsiz yani anonim kalacağını anlamışlar. Akabinde her gruba da 45 dakika boyunca bir davanın üzerinde çalışmaları için zaman verilmiş. Anket cevaplarını teyit etmeleri istenen öğrenciler, cevapları teyit edilmeyen gruba göre bu davalar üzerinde daha kısa bir süre çalışmışlar.

Araştırmacılar hedefin bilinmesi durumunda kişinin bunu gerçekleşmiş gibi ödül olarak kabul ettiğini, hedeflerinin sosyal bir gerçekliğe dönüştüğünü ve o hedefi gerçekleştirmek için daha az çaba gösterildiği sonucuna varmışlar.

Sonuç olarak eğer hedefiniz kimliğinize belirleyecek önemli bir amaç ise bunu kendinize saklamanızda yarar var. Bu şekilde erken gelen bir övgü amacınızın gerçekleşmiş olduğu hissini vermeyecektir.

Burada aslında işin kilit noktası bu övgü mekanizması. Her ne kadar başkalarının düşünceleri benim için önemli değil deseniz de erken gelen övgünün de hedeflerinize ulaşmada etkin rolü var. Ancak kişiliğiniz ile yaptığınız işe övgü almak arasında önemli bir fark var. Reed üniversitesi araştırmacıları bu konuyu da araştırmışlar. 111 kişiden oluşan öğrencileri 3 gruba ayırmışlar ve önlerine ikişer defa yapboz koymuşlar. Yapbozlar bittikten sonra ilk gruba ‘Süpersin aslansın kaplansın, ne kadar yeteneklisin’ minvalinde gaz veren notlar bırakmışlar. İkinci gruba ‘süper iş çıkarmışsın. Kullandığın teknikler çok iyi’ manasında kişiliklerini değil süreci öven geri bildirimler verilmiş ve üçüncü grup da tamamen kendi hallerine bırakılmış, onlar bir köşede takılmışlar kendi kendilerine. Yazık!

3. turda tekrar önlerine yapboz konulmuş ve bu sefer verilen süre sona erdiğinde tüm katılımcılara, yani toplam 111 kişilik 3 gruba ‘Bu son turda o kadar iyi yapamadın’ yazan notlar dağıtılmış. Kısaca başarısızlıklarına vurgu yapmış araştırmacılar.

İlk 2 turdan sonra yapılan anketlerde katılmcıların motivasyonlarında bir değişiklik olmadığı görülmüş. Ancak başarısızlıklarına vurgu yapılan 3. Turdan sonra üniversitede bulunduğu yıl ve yaş farkı olmaksızın kişiliğine övgü alanların motivasyonları sürece övgü alanların motivasyonlarından daha düşük olduğu gözlenmiş. Buradaki kritik değişkense şu, özellikle daha yüksek sınıflarda okuyan öğrencilerden süreçlere övgü alanlar, kişiliklerine övgü alanlara göre daha yüksek bir motivasyon göstermişler.

Araştırmacılar kısaca şu sonuca ulaşmışlar: Okul Öncesi sonrası yani 6 yaş ve üzerindeki insanlarda, başarısızlığa uğradıktan sonra, sürece övgü almış olmak kişiliğe alınan övgüye kıyasla daha pozitif bir etki yapıyor. Özellikle yaş ilerledikçe de bu pozitif etki daha belirgin hale geliyor. Yani birisini hedefleri için motive etmek istiyorsanız, başarısızlığa uğradığında motivasyonunun kırılmasını istemiyorsanız, sen süpersin yaparsın demek yerine, bu kullandığım yöntem seni başarıya taşıyacaktır demek daha anlamlı.

Buradan çıkaracağımız kısa ders şu: birisinden bizi motive edecek bir geri bildirim istiyorsak o kişinin bizim kişiliğimizi değil yaptığımız işi öveceğini bilerek yorum yapacağına emin olmadan hedeflerimizi paylaşmamalıyız.

Övgü almak ne kadar önemliyse eleştiri almak da o kadar önemli ama hangi aşamada eleştiriyi kabul edebiliyoruz. Bunu anlamak için Chicago Üniversitesinden Ayelet Fishbach, önceki araştırmaları inceleyip, negatif ve pozitif geri bildirimlerin hedeflerimize ulaşmadaki rolünü anlamak için yeni çalışmalar yapmış ve ilk olarak motivasyonu sürdürmenin ‘Hedefe Bağlılık’ ve ‘Gelişme Kaydetme’yle ilgili olduğu sonucuna varmış. Bu iki kavram çok önemli.

Şöyle diyor:

– Olumlu geri bildirim bir hedefe bağlılığı işaret ettiğinde motivasyonu arttırır ancak
– Olumlu geri bildirim gelişimi işaret ettiğinde aslında motivasyonu azaltır.

Ne demek istiyor hemen örnek vereyim: mesela matematikten yüksek not alan bir öğrenci bunun matematiği sevdiği anlamına geldiğini yani hedefine bağlılığını işaret ettiğini anlarsa daha çok çalışacaktır ancak bunun gelişim kaydettiğini işaret ettiğini düşünürse rahatlayıp daha az ders çalışabilir.

Bu tezini biraz daha derinleştirmek için Fishbach giriş ve ileri seviye Fransızca öğrencileri üzerinde bir çalışma daha yapmış. Giriş seviyesindeki öğrencilerin kendilerine daha pozitif geri dönüşler veren bir öğretmenden ders almak istediğini ancak ileri seviye öğrencilerin negatif geri dönüşler veren bir öğretmenden ders almak istediğini bulmuş. Almanca yazı yazma dersine katılan başka bir grupta da yine aynı sonuca ulaşmış. Sonuç olarak araştırmacılar, giriş seviyesindeki insanların, kendi hedeflerine bağlılıklarını değerlendirme eğiliminde olurken ileri seviyede olanlar gelişim kaydetme derdinde oldukları için negatif geri bildirim almayı tercih ettiklerini görmüşler.

Hedeflerini kimseye söylememen gerektiğini, söylüyorsan da çok dikkatli olman gerektiğini anladık sanırım. Bir de çok önemli başka bir konu daha var hedeflerle ilgili. O da hedeflerini yazmak. Buna üretim etkisi deniyor. Bu konuyu daha önce başka bir videomda daha anlatmıştım. Hangi videoda anlattığımı ve özellikle kaçıncı dakikada bu konudan bahsettiğimi yorumlara ilk yazana bir sürpriz hediyem olacak. Alın bu da size küçük bir treasure hunt oyunu olsun.

Son bir konu daha var hedeflerini gizli tutman için o da rekabet. Henry Wang ve Bill Yang tarafından Özellikle öğrenim alanında rekabetin öğrencilerin motivasyonlarını düşürdüğünü savundukları bir çalışma yayınlanmış 2003 yılında ancak sanırım bilimsel bir makale olduğu için tamamına ulaşamadım ama kendi deneyimlerimden yola çıkarak diyebilirim ki ne okulda ne iş hayatında rekabet hiç bana göre olmadı. Dolayısıyla bu konu çok öznel baktığım bir konu olabilir. Rekabetin motivasyonu arttırdığı tek alan belki egzersiz olabilir. Pennsylvania Ünveristesinde 800 öğrencinin katıldığ bir araştırmada daha rekabetçi bir ortamda spor aktiviteleri yaptırılan öğrencilerin diğer gruba oranla yüzde 90 daha fazla katılımcı oldukları gözlenmiş. Rutgers Üniversitesinde yapılan başka bir araştırmada ise fiziksel bir rakebete katılanların zihinsel bir rekabete katılanlara oranla daha iyi performans gösterdikleri bulunmuş.

Tüm bu araştırmalar elbet bizlere bir şeyler anlatıyor ama insan psikolojisi derin ve değişiklik gösteren bir kavram. Peki sende durumlar nasıl? Hedeflerini birisine söylemen gerektiğinde, pozitif ya da negatif yorumlar ve rekabet seni motivasyonunu etkiliyor mu? Yorumlarını aşağıya bekliyorum. Ha bir de eğer değilsen kanala abone olmayı unutma lütfen. Ben söylemeyi unutuyorum sen abone olmayı unutma. Haftaya ya da seneye artık ne zaman bir daha dönersen buralara görüşürüz. Yani ben göremem de işte neyse amma uzattım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *