+447490168688
emremineoglu@gmail.com

Geleceğini Kendin Çiz / HAYAL ETMENİN BİLİMİ

Director - Producer

Geleceğini Kendin Çiz / HAYAL ETMENİN BİLİMİ

Çevremizden o kadar çok duyuyoruz ki herkesin kaderi kendi elindedir lafını. O kadar çok ki artık anlamını yitiriyor. Elbette ki kaderimizi kendimizin çizemediği elimizde olmaya sebepler olabilir ama bu üzerinden gelemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. O kadar çok örnek var ki verebileceğim. Mesela benim çocukluk yıllarıma tekabül eden ünlü ‘Fame’ dizisinde dans okulunun hocasını canlandıran Debbie Allen’ın hayat hikayesi. Daha 12 yaşındayken Houston Bale Akademisi seçmelerinde olağanüstü bir performans göstermesine rağmen derisinin rengi yüzünden, 16 yaşındaykense North Carolina Sanat Okulu seçmelerinde bacak boyunun kısalığından seçilememiş. Bu arada araştırma yaparken buldum, kendisi aynı zamanda Cosby Show’da Bill Cosby’nin karısının canlandıran Phylicia Rashadın gerçek hayattaki kız kardeşiymiş. Bilmiyordum sürpriz oldu bana da onca yıl sonra. Neyse yılmayanlara başka örnek mesela meşhur yiyecek sipariş sitesinin kurucusu Nevzat Aydın’ın hikayesi. Firmayı 2001’de ilk kurduğunda tam 5 yıl, 5 yıl, para kazanmadan ofiste işlerin düzelmesini beklemiş. 2015 yılında bu firmayı, ufak bir miktara, 589 milyon dolara satıyor. Bir başka örnek başrolünde Will Smith’in oynadığı ‘Pursuit of Happines’e konu olan Chris Gardner’ın hikayesi. Spoiler vermeyeyim. İzlemeyenler izlesin. Daha onlarca yüzlerce örnek verilebilir. Peki hayal kurmanın arkasında, kendi geleceğimizi kendimizin şekillendirmesinde bir bilim var mı? Gelin anlatayım.

Akılda canlandırma İngilizce tabiriyle ‘Visualisation’, özellikle sporcuların kullandığı önemli bir teknik. Bu teknikte sporculardan yapacakları atışı, koşuyu ya da vuruşu kafalarında canlandırmaları istenir. Psikolog Alan Richardson akılda canlandırmanın etkisini test etmek için basketbol öğrencileri üzerinde bir araştırma yapıyor. Bu araştırmaya katılanları 3 gruba ayırıyor. Birinci gruptan her gün serbest atış alıştırması yapmalarını istiyor. 2. gruptan serbest atışları sadece zihinlerinde canlandırmalarını istiyor. 3. Gruba ise hiçbir şey yapmamalarını söylüyor. 30 günün sonunda her gün atış yapan 1. Gruptakilerin performanslarının %24 oranında arttığı gözleniyor. Hiçbir şey yapmayan 3. grup haliyle hiçbir gelişme kaydetmiyor. Peki sadece atışı zihinlerinde canlandıran 2. Gruba ne oldu dersiniz? O grupta performans tam %23 oranında artıyor.  Yani neredeyse her gün fiziksel olarak antrenman yapanlar kadar başarı sağlıyorlar. Özellikle olimpiyatlara katılan pek çok atlet bu tekniği zihinsel konsantrasyonlarını sağlamak için kullanıyorlar. Mesela bir örnek vereceğim size, 2016 Rio Olimpiyatlarında 18i altın olmak üzere toplamda 22 madalya alan Michael Phelps bunlardan bir tanesi. Hocası Bob Bowman’ın Michael Phelps’in akılda canlandırmayı anlattığı bu videoda belli bir süre sonra akılda tüm detayları ile canlandırılan bir durumu zihnin gerçekten ayırt etmesinin güçleştiğini anlatıyor. Aslında bir nevi zihninizi o atışı yaptığınıza, o parkuru koştuğunuza ya da o madalyayı aldığınıza inandırıyorsunuz. Dolayısıyla ne çağırırsanız o olur bu anlamda çok doğru. Kuantum falan diye bu ara pek moda ya. Evrene gönderin o size geri göndersin falan. Aslında gelecekteki kendinize gönderiyorsunuz o mesajı. Beyin de artık yeni gerçeğiniz olarak o geleceği algılıyor. Zihninizi sürekli olarak eğitin ve neyi başarmak istiyorsanız onu sürekli kafanızda canlandırın. Ne olmak istediğinizini, olmak istemediğinizi neler olabileceğini canlandırın. Ancak burada tüm hislerinizi devreye sokmanız çok önemli. Koku, tad, dokunma, olabildiği kadar o anları hissedin ve bu kafada canlandırmaları her fırsat bulduğunuzda yapın.

Bir de kulağa çok klişe gelse de hedeflerinizi yazmanın etkili bir yöntem olduğunu gösteren pek çok çalışma mevcut. Forbes dergisinde yayınlanan bir makalede insanın kendisinin ürettiği bir içeriği hatırlamasının daha kolaylaştığının altı çiziliyor. Buna ‘Üretim Etkisi’ deniyor. Örneğin bir mülakata katılanlar arasında yapılan araştırmada yazarak notlar alan kişilerin mülakatlar sırasında konuşulanları, not almayanlara göre %23 oranda daha fazla hatırladıkları gözlemlenmiş.

Ben size hedefleriniz için daha başka ve eğlenceli bir yöntem önereceğim. Gelecek hedeflerinizi çizin! Bakın yazın demiyorum, çizin. Çizme yeteneğinizin falan olmasına gerek yok. Çok basit Cin Ali figürleri bile çizebilirsiniz hiç sorun değil. Maksat beyninizi biraz kandırmak. Çünkü muhtemelen beyninizin mantık tarafı sizi devamlı olarak korumaya çalışıyor. Aptalca, fazla cesurca bişeyler yapıp kendinize zarar vermenizi engellemeye çalışıyor ya da ne bileyim belki de sizin rezil olmanızı istemiyor. Habire sizi eleştirip duran bu tarafı biraz dizginlemek için hayal gücünüzü devreye sokmanız gerekiyor. O yüzden daha yaratıcı düşüncelere kendinizi bırakmalı kendinizi olasılıklara karşı açık hale getirmelisiniz. Bu yöntemi Patti Dobrowolski’nin bir Ted konuşmasında görmüştüm. Evet Dobrowolski! Merak edenler aşağıdaki linkten ulaşabilirler. Şimdi size bir örnekle ne yapmanız gerektiğini anlatacağım. Hayal ürünü bir karakter çizelim. Adı ne olsun? Eren diyelim adını. Eren nereli olsun, atıyorum, Eren Malatyalı olsun hadi. Eren Malatya’nın köy okulunda bir sınıfta sıkış tepiş eğitim alıyor olsun. Arkadaşları kar yağdığında kilometrelerce yürüyerek okula geliyor olsunlar. Bu şu anki durumu Eren’in. Eren bu durumdan çok mutlu değil, çok hoşnut değil. Şimdi Eren’in kendini ileride nerede görmek istediğini çizelim. Eren herkesin eşit şartlarda eğitim aldığı bir dünya düşlüyor olsun. Artık köylerde bile internet erişimi akıllı telefonlar var. Dolayısıyla herkes bilgiye ulaşabiliyor ama internetin karanlık dehlizinde arama yapmaları yerine bilgileri daha derli toplu hale getirip herkesin ulaşabileceği kolay kullanılan bir eğitim sitesi hayali kuruyor. Şimdi bu çizdiklerini boyaması çok önemli Eren’in. Daha önce Michael Phelps’in tüm ayrıntılarıyla canlandırıyor diye anlatmıştım ya Eren de bunu boyayarak yapıyor. Eren geleceğini çiziyor ve ayrıntılarıyla boyuyor. Çünkü ancak bu şekilde hayallerini daha iyi hatırlayacak her adım attığında sonuca daha çok yaklaşacak bu şekilde. Hayal ettikçe ve hedeflerini çizdikçe Eren’in beyni serotonin ve oksitosin yayıyor ve daha mutlu hissediyor. Dolayısıyla bu hedefine daha çok bağlanıyor. Ancak Eren’in dikkat etmesi gereken 3 temel nokta var hayallerine ulaşmak için. 3 cesur adım. Biri olmadı mı denklem bozuluyor. Birincisi GÖRMEK, ikincisi İNANMAK ve üçüncüsü HAREKETE GEÇMEK. Tehlike şu ki eğer bu 3 cesur adımdan biri korkutucuysa beynin mantık tarafı içgüdüsel olarak Eren’i vazgeçirmeye çalışacak. Ona çok güzel bahaneler uyduracak. Mesela aslında o eğitim yeterliydi diyecek, belki sobayla ısınan sınıfları özlemle hatırladığı romantik tarafı devreye girecek. Beynin en kolay yaptığı şey bu zaten: Bahane bulmak ya da ne bileyim, param da yok zaten kim Malatyalı bir köy çocuğuna para verir ki bu hayalleri için diyecek. Bunların hepsini unutun ve Görün. Yani vizyonunuzu çizin. Sonra bu gördüğünüz vizyona inanın ve en önemlisi de harekete geçin. Sizce Eren bu noktaya ulaşabilir mi? Bu kadar zorluğa rağmen hayalini kurduğu, resmini yaptığı bu geleceği yaşayabilir mi? Evet yaşar. Yaşamış da ve hatta hala yaşıyor. Aslında resmini çizdiğim Eren, 55binden fazla eğitmenin, 150binden fazla kursun olduğu, 50 milyondan fazla öğrencisi bulunan piyasa değeri şu anda 710 milyon doların üzerinde olan bir online eğitim portalının kurucusu Eren Bali.

Bu videoda herhangi bir sponsorluk falan yoktur. Zaten platformu da söylemedim. Merak ediyorsanız Eren Bali’yi araştırın ve platfromu bulun. Eren kendi resmini çizmiş midir o zaman onu da bilmiyorum ama Ssorunları ve çözümleri görebilen, yaptığı işe inanan ve bunun için harekete geçen genç bir Türk girişimci Eren. Tüm o zorluklara rağmen, Malatya’nın o sıkış tepiş ücra köy okulunda okumuş ve sonrasında ODTÜ Bilgisayar Mühendisliğine girmiş çalışkan bir genç. Yolu günün sonunda Silikon vadisine varıyor. Şimdi tahmin ediyorum.Yine beyniniz size bahaneler uyduracaktır eminim. Parası vardı gitti falan gibi. Durum pek de öyle değil. Yurt dışında parasız, uykusuz, aile hasretiyle geçen zorlu yollar var. 6 ay boyunca 57 farklı yatırımcıdan ret cevapları var. Yatırımcılar sertifika verilmeyen bu eğitimlerin geçerliliği olmayacağını düşündükleri için para vermek istememişler. Eren ise asıl hedefi olan eğitimin sürekliliğine sekte vuracağı için bu özelliği sitelerine koymamakla ısrar etmiş ve sonunda kendilerine güvenen Dave McClure isimli bir melek yatırımcıdan 1 milyon dolar fon almayı başarmış. Şu anda bu eğitim platformu dünyadaki online eğitim sektörünün parmakla gösterilen girişimleri arasında yer alıyor.

Videomu bitirmeden önce son bir örnek vermek istiyorum sizlere. Ünlü oyuncu Jim Carrey ünlü olmadan önce 1985 yılında kendi geleceğindeki Jim Carry’den tahsil etmek üzere bir çek yazıyor. Bu çek tam 10 milyon dolar değerinde ve üzerinde şu yazıyor: Oyunculuk Hizmetine Karşılık. 10 yıl dolmadan hedefine ulaşan Jim Carrey çeki bozdurması için babasına veriyor. Bill Gates’in şu lafı geldi aklıma: ‘Çoğu insan bir yılda yapabileceklerini fazla önemserken, 10 yılda yapabileceklerini azımsıyor’

Umarım anlattıklarım hedefine ulaşıyordur. Eğer bu video sizi harekete geçirdiyse lütfen kanala abone olun, beğenin ve bu videonun altına bir yorum yapın. Bu sayede YouTube algoritması sizin gibi düşünen ve hisseden başkalarına da bu videoyu ulaştıracaktır. Bu sayede hep beraber büyüyebileceğiz. Şimdi size ve kendime ödev. Hemen boş bir deftere bugününüzü ve yarınınızı çizin. Yarınınız olabildiği kadar renkli olsun. Her sabah bu resme bakın. Ardından 5 dakika boyunca gözlerinizi kapayıp o hayal ettiğiniz geleceği tüm ayrıntıları ile zihninizde canlandırın ve kendinizi bu geleceğe inandırın ve en önemlisi harekete geçin. Beyin o kadar esnek bir organımız ki siz ne görürseniz onu görür ve anlamlandırır. Unutmayın değişim önce kendimizde başlar. Değişmeye hazır mısınız?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *