+447490168688
emremineoglu@gmail.com

Dünya’nın En Mutlu Ülkesinde Yaşamak

Director - Producer

Dünya’nın En Mutlu Ülkesinde Yaşamak

Bir kez daha mutluluktan bahsedelim. Pek çoğumuza göre mutluluk çok kişisel bir olgu. İnsan en önce kendi içinde mutlu olmalı diye öğretildi bize ama dış faktörler de insanın mutluluğunu etkiliyor elbette ki. Birkaç yıldır medyada Dünya’nın en mutlu ülkeleri başta Finlandiya ve Danimarka olmak üzere ağırlıklı olarak İskandinav ülkeleri olduğuna dair haberlere denk gelmişsinizdir. Peki bu ölçümleri kim, hangi kriterlere bağlı olarak yapıyor, ne kadar güvenilir ve bu rapora göre neden İskandinav ülkeleri en mutlu ülkeler?

Konuyu detaylandırmadan önce bu ölçümleri kimin yaptığına kısaca bir göz atalım. Her yıl yayınlanan Dünya mutluluk raporu Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Çözümler Ağı, orijinal adıyla United Nations Sustainable Development Solutions Network tarafından yapılıyor. Birleşmiş Milletler inisiyatifi ile kurulan oluşumun amacı üniversiteleri, araştırma merkezlerini, düşünce kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerinin ve iş dünyasını harekete geçirerek sürdürülebilir kalkınmaya yönelik problem çözümlerini iş birliği içerisinde geliştirmek. Bu tanımı web sitelerinden aldım da. 

Bu ağın yaptıklarına daha yakından bakınca benim açımdan iki önemli önceliği göze çarpıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin yerelleştirilmesi ve gençlik katılımının arttırılması. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri nedir ayrı bir video’da değineceğim. Çok konuyu dallandırmadan hepinizin merak ettiği sonuçları göstereyim öncelikle.

Bu sene sekizincisi hazırlanan 2020 raporu her raporda olduğu gibi önceki 2 yılı kapsayacak şekilde yani, 2017 ile 2019 yılları arasını değerlendiriyor. Son iki yıldır zirveyi bırakmayan en mutlu ülke Finlandiya. Aynı şekilde son iki yıldır ikincilik Danimarka’da. Peki Türkiye?

2020 Dünya Mutluluk Raporuna göre Türkiye 153 ülke arasında 93’üncü sırada. Son 5 yıllık Türkiye grafiğine baktığımızda 2019’da 79, 2018’de 74, 2017’de 69, 2016’da 78 ve 2015’de 76’ıncı sırada.

Peki bu araştırmayı gerçekleştirirken bakılan kriterler neler? Dünya ülkeleri sıralamalarına baktığımızda genellikle alım gücü, askeri kaynaklar ya da ticari faaliyetler gibi göstergelere bakıyoruz. Ancak bazı uzmanlara göre mutluluk, kalkınma ve kamu politikaları başarısını gösteren daha önemli bir veri. Bence de öyle. Tabi ekonomik verilere göre mutluluğun numaralarla gösterilmesi daha zor ancak uzmanlar ölçümlemek için birtakım yöntemler kullanıyor. Gallup araştırma şirketinin anketine dayanan Dünya mutluluk raporu, insanların sorulan sorulara karşılık hayatlarını 0’dan 10’a kadar değerlendirmeleri üzerine hazırlanıyor. 0 olabilecek en kötü, 10 ise en iyiye karşılık geliyor. Anket 6 ana başlıktan oluşuyor. Kişi başına düşen gayri safi milli hasıla, sosyal yardım, sağlıklı yaşam beklentisi, seçim yapabilme özgürlüğü, cömertlik ve yolsuzluk algısı ya da başka bir değişle iş dünyası ve hükümete güven. Her ülkeden en az 1000 katılımcı bu anketleri cevaplandırıyor ancak Finlandiya nüfusu 5.5 milyonken Amerika nüfusu 330 milyon. Bunun için Amerika’da kapsamı daha geniş tutuyorlar. Yayınladıkları raporda da kapsamı genişletmiş olmalarına rağmen küçük test grubuyla neredeyse aynı sonuçlara ulaştıklarını ayrıntılı şekilde anlatıyorlar. Dolayısıyla bizimkisi gibi daha yüksek nüfuslu ülke sonuçlarının, kapsadığı oran düşük olsa bile, güvenilir olduğunu belirtiyorlar.

Az önce bahsettiğim 6 ana kriteri tek tek açıklamak yerine örneklerle aslında neleri ölçüyorlar anlatmaya çalışayım. Öncelikle Columbia üniversitesi Ekonomi profesörü ve Dünya Mutluluk Raporu editörlerinden Jeffrey Sachs’in mutlu ülkelerle ilgili açıklamasına bir bakalım. Şöyle diyor:

‘Elbette ki mutlu ülkelerin refah seviyeleri yüksek ancak bu ülkeler dünyanın en zengin ülkeleri değil. Ana fikir iyi bir yaşam dengeleri olması. Mutlu olmak için süper zengin olmaları gerekmediğine inanıyorlar. Hatta birisi süper zenginse bu adamın acaba sorunu ne diye bakıyorlar. Kısacası bu toplumlar multi milyarder olmaya çalışmıyorlar. Sağlıklı ve dengeli bir yaşam kurmaya çalışıyorlar.’

İlk olarak sosyal yardımlardan bahsedelim biraz. Örneğin İsviçre’de işsizlik maaşı, çalışanların son maaşlarının yüzde sekseni kadar. 6 aydan 18 aya kadar bu destekten yararlanabiliyorlar. Norveç’te mesela 1 yıla kadar ücretli izin kullanılabiliyor. İskandinav ülkelerinin tamamında eğitim, özellikle üniversiteler ücretsiz ya da çok düşük ücretli. İsveç’te yeni doğan bebekleriyle ilgilenebilmeleri için 16 aya kadar ücretli izin alabiliyorlar. Son iki yılın birincisi Finlandiya’da ise hükümet ‘Bebek Yardım Paketi’ de sağlıyor. Bu paketin içinde kıyafetler, kaşıklar, terlikler ve termometre gibi ürünler geliyor. Hatta gönderdikleri kutu bebek için beşik görevi de görüyor. Yardım paketi istemezlerse nakdi yardım da alabiliyorlar. Ayrıca doğum sırasında ailece hastanede konaklayabiliyorlar. Mesela bu çift (why finland happy 5:34) 3 gün boyunca yeme içme dahil bu odada kalıp 300 Euro ödemişler.

Bu arada bu ülkeler tüketim vergileri en yüksek olan ülkeler arasında. Özellikle Finlandiya, Norveç, Danimarka ve İzlanda. Ancak vatandaşlar bu vergilerden rahatsız değiller. ‘Danimarka Usülü mutluluk tohumları ekmek’ adlı konuşmasıyla Ted sahnesine çıkan yazar Malene Rydahl şöyle diyor:

(14:00) ‘Danimarka’da 10 kişiden 7si vergi ödemekten memnun. Çünkü kendilerini bireysel olarak sorumlu ve ortak amaçları olan toplumsal refah seviyesi projesine adanmış hissediyorlar. Bu onlara hayatta bir amaç veriyor ve kendilerini tamamlanmış hissettiriyor. Onlar sistemin kurbanı değil ortağı.’

Ve konuşmasına şöyle devam ediyor:

‘Hayatta bir amacınızın olmaması iki sebepten olabilir. Birincisi kendinizi herhangi bir yerin parçası olarak görmemek, ikincisi hayatta sevdiğiniz işle uğraşmamak. ‘

Reklam sektöründeki işinden mutsuz olan Christina istifa edip 8 ay hayatta ne yapmak istediğini bulmaya çalışmış. Bu sırada daha önce de bahsettiğim işsizlik yardımıyla geçimini sağlamış. Ayda yaklaşık 2000 dolara yakın bir meblağ. Evet! Christina şimdi ressam olmak için okula gidiyormuş. Okula para vermiyormuş ve buna ek olarak ayda 1000 dolara yakın da burs alıyormuş. Bu da dünya mutluluk raporunda incelenen ‘seçim yapabilme özgürlüğü’nde ve ‘Sosyal Yardımlar’da Finlandiya’nin neden yüksek not aldığını açıklıyor. Ayrıca haklı olarak gerçekten övündükleri bir başka özellikleri ise insanların birbirlerine çok güvenmeleri. Mesela bir restoranda çantanızı unutursanız döndüğünüzde bulabileceğinize emin olabilirsiniz diyorlar. Hatta restoranların önünde terk edilmiş, içinde çocuk olan, sahipsiz gibi görünen bebek arabaları görürseniz şaşırmayın bu ülkelere gittiğinizde. New York’ta bunu yapan Danimarkalı bir anne tutuklanmıştı. Güven duymasına duyuyorlar da bir arkadaş çevresine dahil olmanın çok zor olduğu da söyleniyor. Oldukça dışarı kapalı bir sosyal hayatları var İskandinav ülkelerinin. (18:12) Hatta yıllar önce bu ülkelerden birinde okuyup sonrasında yerleşmeye karar vermiş bir arkadaşım aralarına girmenin ne kadar zor olduğundan yakınıyordu. Bunu değiştirmek için Lars Ap isimli yazar ‘Fucking Flink’ adlı bir kitap ve ardından aynı isimli bir sosyal değişim hareketi başlatarak Danimarkalıların sadece en mutlu insanlar değil aynı zamanda en cana yakın insanlar olmasını sağlamaya çalışıyor. Sanırım küfürle samimiyet kurulacağını düşünmüş. Bu arada bir ek bilgi, Danimarka nüfusunun yaklaşık yüzde 1i Türk ve yüzde 5.5’u Müslüman.

Tamam anladık bu ülkeler refahı yüksek, mutlu ülkeler de madalyonun diğer yüzüne de bakmak lazım. Son yıllarda düşüşe geçmiş olsa bile bu ülkeler intihar oranları en yüksek ülkeler. (19:19) Buna mutluluk-intihar paradoksu diyor uzmanlar. Mutluluk Araştırma Enstitüsü başkanı Meik Wiking bu durumu şöyle açıklıyor, (evet adamın soyadı wiking):

‘Sosyal karşılaştırmalar önemlidir. Gelirimizi ve sosyal hayatımızı diğer insanlarla karşılaştırırız. Eğer çevrenizdeki tek işsiz sizseniz işsizliğinizle yüzleşmek daha da zorlaşır ve diğer insanların mutluluğuna maruz kalmak bize kendi hayatımızın yaşamaya değer olup olmadığını sorgulatır. Ve bence, bütün bunlar mutlu bir toplumda mutsuz olmanın çok daha zor olduğuna, mutluluğumuzun karanlık bir yanı olduğuna ve bu gölgede yaşayan insanların olduğuna dair kanıtlardır. O yüzden instagramda paylaşmadan önce, kahvaltınızın lezzetinin değişmeyeceğini hatırlayın.’

Dünya mutluluk raporunu eleştirenler de var tabi. Bazı ekonometri uzmanları, Bu rapora benzer Sürdürülebilir toplum endeksi, OECD daha iyi yaşan endeksi ya da Himalayalar’da bulunan Bhutan hükümütine rehberlik de eden Gayri Safi Milli Mutluluk Endeksinde bulunan kritik bir fonksyonu kullanmadıklarını ve bazı göstergeleri kısıtlandırdıklarını söylüyorlar. Ayrıca felsefi eleştiriler de var tabi. Videomun en başında da söylediğim gibi ‘mutluluk bireysel bir olgudur, toplumdan bağımsızdır. Kısacası mutlu ya da mutlu ülke olmaz, mutlu ya da mutsuz birey olur. ‘ diyorlar.

Ben şahsen bu çalışmayı belki eksik ve yanlışları da olsa çok değerli buluyorum. Evet mutluluk çok bireysel bir yolculuk. Hatta Mutluluğun formülü çok açık videoma da bir göz atın vaktiniz varsa. Ancak bilim insanlarının mutluluğu ve mutsuzluğu verilerle anlamaya, anlamlandırmaya ve anlatmaya çalışması bence kulak kabartmaya değer.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Toplumlar mutlu olabilir mi? Bir ülkede intihar oranları çok yüksekse diğer parametrelerde iyi not almasına rağmen mutlu ülke ve toplum sayılabilir mi? Peki ya Türkiye? Bu listenin alt sıralarında olmayı hak ediyor mu? Yoksa bizi yine kıskanıyorlar mı? Cevaplarınızı yorumlara beklerim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *